Hakkında Only Lovers Left Alive
Jim Jarmusch imzalı 2013 yapımı 'Only Lovers Left Alive', vampir mitolojisini alışılmışın dışında, son derece zarif ve melankolik bir şekilde ele alıyor. Film, yüzyıllardır yaşayan ve birbirine derinden bağlı iki vampir olan, müzisyen Adam (Tom Hiddleston) ve entelektüel Eve'in (Tilda Swinton) hikayesini anlatıyor. Adam, Detroit'in terk edilmiş banliyölerinde depresif bir yalnızlık içinde yaşarken, Eve ise Tangier'de hayat dolu bir merakla dünyayı keşfetmektedir. Aşklarının ve varoluşsal bıkkınlıklarının ortasında, Eve'in kontrolsüz kız kardeşi Ava'nın (Mia Wasikowska) beklenmedik ziyareti, uzun süredir kurulu olan hassas dengelerini altüst eder.
Film, geleneksel vampir klişelerinden uzak durarak, bu ölümsüz varlıkları sanat, müzik, bilim ve aşkla beslenen, dünyanın yavaş yıkımına tanıklık etmiş melankolik entelektüeller olarak resmediyor. Tom Hiddleston'un içe kapanık ve karamsar Adam'ı ile Tilda Swinton'un bilge ve hayat dolu Eve'i arasındaki kimya izleyiciyi hemen içine çekiyor. John Hurt'un canlandırdığı Christopher Marlowe gibi tarihi figürlere yapılan göndermeler, hikayeye derinlik katıyor.
Jarmusch'un karakteristik yavaş tempolu anlatımı, hipnotik bir görsel şölen ve mükemmel bir soundtrack ile birleşiyor. Film, aşkın zamana meydan okuyan doğasını, yaratıcılığın kaynaklarını ve modern dünyanın 'zombiler' olarak adlandırdıkları insanlara karşı yabancılaşmasını sorguluyor. Sıradan bir korku veya romantik film bekleyenleri şaşırtabilecek bu yapım, izleyiciye felsefi derinliği olan, atmosferik ve unutulmaz bir deneyim sunuyor. 'Only Lovers Left Alive', sanat sinemasından hoşlanan, farklı bir vampir hikayesi arayan herkesin mutlaka izlemesi gereken bir başyapıt.
Film, geleneksel vampir klişelerinden uzak durarak, bu ölümsüz varlıkları sanat, müzik, bilim ve aşkla beslenen, dünyanın yavaş yıkımına tanıklık etmiş melankolik entelektüeller olarak resmediyor. Tom Hiddleston'un içe kapanık ve karamsar Adam'ı ile Tilda Swinton'un bilge ve hayat dolu Eve'i arasındaki kimya izleyiciyi hemen içine çekiyor. John Hurt'un canlandırdığı Christopher Marlowe gibi tarihi figürlere yapılan göndermeler, hikayeye derinlik katıyor.
Jarmusch'un karakteristik yavaş tempolu anlatımı, hipnotik bir görsel şölen ve mükemmel bir soundtrack ile birleşiyor. Film, aşkın zamana meydan okuyan doğasını, yaratıcılığın kaynaklarını ve modern dünyanın 'zombiler' olarak adlandırdıkları insanlara karşı yabancılaşmasını sorguluyor. Sıradan bir korku veya romantik film bekleyenleri şaşırtabilecek bu yapım, izleyiciye felsefi derinliği olan, atmosferik ve unutulmaz bir deneyim sunuyor. 'Only Lovers Left Alive', sanat sinemasından hoşlanan, farklı bir vampir hikayesi arayan herkesin mutlaka izlemesi gereken bir başyapıt.


















